En Son Yazılar

kritik

Snakeroot Delikasap’ta

8 Şubat 2015 // 1 Yorum

Anti-kapitalist, karşı-kültür mecmuası Delikasap, 13. yıl özel baskısında geçtiğimiz yılın en iyi yerli albümleri içinde grubum Snakeroot’un “Downtown To Ghetto” albümüne de yer verdi. Aynı ekiple geçen yıl bir de video-röportaj gerçekleştirmiştik. Gösterdikleri ilgiden dolayı ne kadar teşekkür etsek azdır. Yeteneği tescilli gitarist Cenk [Devamı...]

Bob Dylan, İlk Albüm: İki Mikrofon ve 402 Dolar.

22 Kasım 2014 // 1 Yorum

Columbia Records’un New York’taki başı dumanlı binasındaki ofislerden bir tanesinde, meşhur yetenek avcısı John Hammond, Bob Dylan’ı karşısına aldı ve şöyle dedi:  “Sana işin aslını söyleyeceğim. Yetenekli bir gençsin. Eğer bu yeteneğine odaklanıp onu kontrol edebilirsen, bir şeyler yaparsın. Seni oyuna alacağım ve bir albüm kaydedeceğiz.  Sonrasında neler [Devamı...]

Kahraman Dediğin Nedir Ki?

20 Eylül 2014 // 1 Yorum

AFRİKALI LEO Amin Maalouf The Big Lebowski‘de dedikleri gibi: Bazen bir adam vardır. Bir kahraman demeyeceğim. Hem kahraman dediğin nedir ki zaten? Ama bazen bir adam vardır. Hasan el- Vezzan’dan bahsediyorum. Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez Zeyyati’den. Yani en azından ailesinin ona verdiği isim buydu. Giovanni Leone de Medici diye çağrıldığı da oldu. Ya da Le Africanus [Devamı...]

Anti-Christ

8 Eylül 2014 // 1 Yorum

“Rüyalar artık psikolojinin ilgisini çekemiyor. Freud öldü, ne de olsa.”                       (Filmde kadının seslendirdiği bir replik.) En iyimser bir tabirle, her zaman “arızalı” bir yanı olduğunu düşündüğüm Lars Von Trier’in daha önceki filmlerine benzemeyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Yönetmenin daha önce de insan ruhunun [Devamı...]

Yavuz Hakan Tok, Downtown To Ghetto hakkında yazdı!

30 Ağustos 2014 // 1 Yorum

Yavuz Hakan Tok, ülkemizde sayısı az olan, müziği hakkıyla yazabilen bir kaç yazardan bir tanesi. Grubum Snakeroot’un “Downtown To Ghetto” albümüne dikkat edip, sırf dinlemiş olsa bile bizim için bir madalya olurdu. O ise yazısıyla bizi mutlu etti ve derdimizi anlamasıyla da yalnızlığımızı azalttı. Kendi bloğunda yayınladığı yazıyı burada da [Devamı...]

Biz / Entropi / İnsan İnsanın Kurdudur.

18 Ağustos 2014 // 4 Yorum

KAYIT 41: Biz/Entropi/İnsan İnsanın Kurdudur Birkaç gündür bir şey kaydedemedim. Tam olarak kaç gün oldu bilmiyorum. Bu aralar bütün günler tek bir gün gibi geliyor bana. P-502 incelemem için odama bir kitap bıraktı. Bir kitap, evet. Tüylerinizin diken diken olduğunu ve bir tatar yayı gibi gerildiğinizi hissedebiliyorum. Eski insanların hayal gücü denilen o illetten [Devamı...]

Bob Dylan: Lyon Konseri

16 Ağustos 2014 // 2 Yorum

Lyon’a iki gün önceden geldik. Çok şey vaat etmese de sakin ve huzurlu bir şehir. Eski şehirde, katedralin çevresindeki dükkanlar ve lokantalar vakit öldürmek için ideal. Holywood’a çok hizmetleri dokunmuş Dan Ohlmann’ın Minyatür Müzesinde (Ayrı bir yazı konusu) koca bir günü yiyebilirsiniz zaten. Konserden bir gün önce sürekli yağmur yağdı ve hava [Devamı...]

Fireworks Magazine Snakeroot Hakkında Yazdı.

12 Ağustos 2014 // 1 Yorum

İngiliz rock müzik dergisi “Fireworks” grubum Snakeroot’un Downtown To Ghetto albümü ile ilgili bir kritik yayınlamıştı. Dan Bond’un kaleminden çıkan kritiğin Türkçe çevirisini paylaşıyorum: “Rock gruplarının uzunca listesinde yer alan pek çok grup, ürününü değişik çiçekleri barındıran bir çalı gibi paylaştığını iddia edemez. Ama [Devamı...]

Paris’te Son Tango

10 Ağustos 2014 // 2 Yorum

Paul’un kaybedecek bir şeyi kalmadığı en başından belliydi.  Çünkü gerçekte Bir-Hakeim köprüsünün üstünden geçen metro trenleri aşağıdakileri küfür ettirtecek kadar çok ses çıkartmıyorlar ama Paul, Patroclus’unu kaybetmiş Akhilleus gibi trenlere bağırıyor, çağırıyor, küfürler ediyor. Film, taşımak istediği kasveti ve umutsuzluğu o kadar güzel [Devamı...]

Marquez Ve Cinler

10 Ağustos 2014 // 3 Yorum

Aşk ve Öbür Cinler’i bitirdikten sonra aklıma pek çok şey geldi, pek çok şey düşündüm. En çok da keyfin ve doygunluğun büyüğünü neden kitabı okurken değil de okumayı bitirip kitaplıktaki diğer kitapların yanına yerleştirdikten sonra hissettiğimin üzerine kafa yordum. Bu girizgâhtan, romanın kolay okunmayan, okuyucuyu yoran bir eser olduğu sonucunu [Devamı...]