En Son Yazılar

Uyku

Uykusuz bir gece ama bundan şikayetçi miyim emin değilim. Uyku, sonrasında biricik ve sevgili hayatımıza geri döneceğimize emin olduğumuz küçük ve güvenli bir intihardır. Dertlerimizi ve tasalarımızı geçici olarak askıya alırız ve bu dünyayı bir süreliğine unuturuz. Küçük bir ölüm gibidir ve bazen korkutur da. Bilindik toplumlarda geceye ve uykuya dair bir kutlama yoktur. Varsa da mutlaka öte dünya ile alakalıdır ve küçük insanın anlaşılamaz, bilinemez, kendisinden daha büyük, yenilmez ve doğal olarak kötücül bir takım güçlere karşı yalancıktan baş kaldırışını simgeleyen gürültülü şamatalardır. Eco’nun da işaret ettiği üzere insanların önünde toplanıp tapındıkları şeyler, yani sütunlar, anıtlar, heykeller dimdiktir, ayaktadır. Yatay olana tapınılmaz pek. Dahası, hayatın akışına bir dur diyen gece, ölümün kardeşi uyku ve tabii ki mahrem yataylığımız bize, bireye aittir. Bunlara tapınacaksak da tek başımıza tapınırız.

Bazen uyumak istemeyiz. Her şeyin tıkırında gittiği anlarda ya da sıklıkla olduğu üzere günden geceye sarkan bir mücadelenin içinde, zaman en büyük düşmanımız olmuşken geceden bir avuç kum daha çalmak isteriz. İşte o zaman bu bir kavgaya dönüşür. Gözler yanmaya başlar; göz kapakları ağırlaşır. Kafa hafiften aşağıya düşer. Tam o sırada küçük insan bir celallenir. Alevin bir anlığına parlaması gibi tatlı uykuya, bir meydan okumayla karşı koyar. Silkinir şöyle bir ve o an yaptığı iş her neyse ona sarılmaya çalışır ama bu çaba beyhudedir. İnsan kendini bir anda yumuşacık bir hiçliğin içerisinde bulur ki bunun dahi bilincinde değildir. Belki uyanınca hatırlar bu kavgayı nasıl kaybettiğini. Var olmadan yok olmaya doğru, nazik geçiş tamamlanır. Uykuya yenik düşmek diye bir laf vardır.

Bu uykusuz gecede, uyumak isteyenleri, dertlerden, tasalardan kaçmak için değil, sırf keyiften uyuyanlar da analım. Geceleri boğaların çektiği gümüş bir araba üzerinde, başında bir yarım ay, elinde meşalesiyle karanlık göklerde dolaşan Ay tanrıçası Selene’ye gönlünü kaptıran Bafa gölü çobanı Endymion’un hikayesi böyledir. Gölün kıyısındaki Latmos dağını cömertçe aydınlatan güzeller güzeli Selene de Endymion’a aşıktır. Ne var ki, bir takım mitolojik kurallar gereği bu ikisi sadece Endymion uyuduğunda bir araya gelebilmektedirler. Selene, Endymion’u gün ağarana dek ve ancak o uyurken sevebilmektedir. Yine de aşkları öyle güçlü, öyle içten ve sahicidir ki sonunda Zeus dayanamaz. Bahtsız Endymion’a bir iyilik yapmak ister. “Dile benden ne dilersen.” Endymion, belki de kafası biraz karışmış bir halde, Zeus’tan sonsuz bir uyku diler. Böylece Selene onu kesintisiz sevebilecektir. Bir kahkaha patlatır Zeus, “Ciddi misin yahu?” diye sorar ve sonra Endymion’a sonsuz bir uyku bahşeder. Endymion, Selene ile uyumadan da birlikte olabilmeyi dileseydi… Ama işte, uyku tatlıdır.

Kant’ı dogmatik “uyku”sundan uyandıran Hume, İntihar Üzerine adlı makalesini 1755 gibi kaleme aldı. Bu makalesinde Hume, kilisenin şiddetle yasakladığı ve büyük günahlar arasında saydığı intiharın o kadar büyütülecek bir mesele olmadığını anlatmaya çalışıyordu. Ancak yayıncılar ve Hume, kiliseden gelecek şiddetli tepkilerden çekindiklerinden makale ancak Hume’un ölümünden sonra 1777’de yayımlanabildi. Hume, kendini öldürme eyleminin Tanrı’nın işine karışmak olmadığını anlatırken, benim de başta dem vurduğum üzere, ölümlü insanın -ölüm bir seçenek olmadığında- uykuya sığındığından bahsediyor. Fakat bu kaçış dahi başka bir kötülüğe kapı açıyor ve insan, bu kez uykusunda, kabuslara ve gizemli bir takım rüyalara, bir başka deyişle geleceğe dair kötü alametlerin korkusuna kapılıyor. Hume, gizliden gizliye insanoğluna, dertlerinden uykuya kaçacağına ölümün kesinliğine yönelmesini öğütlüyor olabilir mi? O halde benim uykusuzluğum belki de bir yaşama sevincidir. Bu yaşama sevinci bana gecenin bir yarısı koyun yerine uyku saydırıyor: Uyku kelimesi Albert Camus’nün Mutlu Ölüm’ünde 19 kez, Herodot’un Tarih’inde 18 kez, benim Duman Otel’de 13 kez ama Garbriel Garcia Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ında tam 101 kez geçiyor.

Bu gece uykum yok. O yüzden böyle bir yazıya kalkıştım. Notlarımın arasında Tolstoy’un şu sözleri var: “Ölüm, uyku halinden başka bir şey değildir ve insan tekrar uyanmak için uyur, bir daha uyanmayacağımızı bilseydik asla uyumazdık.” Bunu Tolstoy mu söylemiş sahiden? Eğer öyleyse Tolstoy da ruhun ölümsüzlüğünün “müjde”sini vermek için uyku ile ölümün benzerliğini kullanıyor. Uyku ile ölümü birbirine benzeten bir başka büyük adam Hume ise bu konuda o kadar emin değildi. Uyku ile ilgili okuduğum şeyler uykumu kaçırıyor. Başka şeyler okuyayım diye kitaplığa uzanıp rastgele bir kitap seçiyorum: Finnegans Wake. Belki de “ideal bir uykusuzluktan mustarip ideal okuyucu” bu gecelik benimdir.

Reklamlar
Bülent Çallı hakkında ()
Bülent Çallı, 1974 yılında Almanya’nın Bruchsal kentinde doğdu. İlk romanı SİMSİYAH, İletişim Yayınları tarafından Temmuz 2015'te yayınlandı. "Kırmızı Gömlek" adlı öyküsü İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2016'da yer aldı. "Kötü" adlı öyküsü Fitbol Dergisi Şubat 2016 sayısında yayınlandı. Aynı hikaye 2016'da İletişim Yayınları'ndan çıkan "Al Da At Dercesine" isimli derlemede de yer aldı. Bülent Çallı ve "Simsiyah" İzmir Saint-Joseph lisesinin 2016 yılı "Okuma Günleri" etkinliğine katıldı. Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği'nin (Fabisad) geleneksel GIO ödüllerinde, "Çöp" adlı öyküsü Yayımlanmamış Öykü dalında Başarı Ödülü'ne layık görüldü. "Babamızın Vasiyeti" adlı öyküsü İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2017'de yer aldı. İkinci romanı Duman Otel, İletişim Yayınları tarafından Mart 2017'de yayımlandı. "Başyapıt" adlı öyküsü Öykülem 08'de yer aldı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: