En Son Yazılar

Bülent Çallı: “Simsiyah’ın temelinde bizim gibi küçük insanların debelenmeleri var.”

İzmir Life dergisi için Gazeteci Utkucan Akkaş’ın Simsiyah hakkındaki sorularını cevaplandırdım. Röportaj Kasım 2016’da İzmir Life’ta yayımlandı.

Bülent Çallı’nın ilk romanı Simsiyah, İletişim Yayınları’ndan çıktı.Simsiyah tek nefeste okunacak, anlatacak çok şeyi olan bir kitap…

Utkucan Akkaş

Romanı okurken İstanbul’un sokaklarını karış karış geziyor, kah soluğu köhne bir birahanede kah eski bir sahafta alıyorsunuz. Oldukça hareketli bir hikâyesi olan roman, gerçek dışı karakter ve konulara sahip olmakla birlikte, gerçeklikle bağını asla koparmıyor. Simsiyah’ı, Faust’u ya da Angelheart filmini anımsatan taraflarıyla değerlendirebiliriz. Roman, silik, içten pazarlıklı ya da oldukça saf karakterleriyle aramızdaki insanların hikayelerini barındırıyor.

 

Öncelikle müzisyenlik sıfatınız var… Simsiyah ise ilk romanınız.Yazma fikri nasıl oluştu?

Sanata, estetiğe ve bir şeyler yaratmaya, bir şeylerden başka şeyler çıkartmaya kendimi bildim bileli bir merakım oldu. Ben Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okudum ve şimdilerde Felsefe Bölümü lisans öğrencisiyim. Belki de herhangi bir sanat dalında akademik bir eğitim almadığımdan olsa gerek, hoşuma giden sanat eserlerine, bunu ben de yapabilir miyim acaba diyerek yaklaştım hep. Liseden bu yana gruplarda şarkılar söyledim, bir albüm kaydettik, konserler verdik. Fotoğraf da çekiyorum. Bunların hepsi amatör olmakla gurur duyduğum meraklar. Yazmak ise böyle değildi. Her zaman profesyonel bir yazar olmayı düşledim. Yazmaya yeni başlamadım ama okuduklarımı ve biriktirdiklerimi pratiğe dökebilmek çok uzun sürdü. Simsiyah aslında benim dördüncü romanımdır ama diğer üçü günışığına çıkartabileceğim seviyede değillerdi. Hâlâ da hazır hissetmiyorum ama İletişim Yayınları bana ve romanıma bir şans verdi. Simsiyah ile amatörlükten ileriye doğru bir adım attım diyelim.

“Simsiyah görünüşte Gedikpaşa’daki bir ayakkabı atölyesinde çalışan Fikret Tok’un ve onun çevresindeki insanların hikayesini anlatıyor.”

Romanınızı bize onu kendi gözünüzden biraz anlatabilir misiniz?

Simsiyah görünüşte Gedikpaşa’daki bir ayakkabı atölyesinde çalışan Fikret Tok’un ve onun çevresindeki insanların hikâyesini anlatıyor. Fikret, atölyenin müşterilerinden olan bir kadına aşık ama bu imkansız bir aşk. Kadın onu görmüyor bile ve Fikret de aslında bu durumu kabullendiği sessiz ve basit bir hayatı yaşıyor. Ta ki işin içine Faust’un Mephisto’sunu anımsatan Siyah Paltolu Adam karakteri girinceye kadar. Siyah Paltolu Adam, Fikret’i çeşitli oyunlarla kandırıyor ve bu kadının aşkına karşılık ruhunu vereceği kötü bir alışverişe sürüklüyor. Bana göre bu roman aslında Siyah Paltolu Adam’ın romanıdır. Çizgisel olmayan üç ayrı katmanda ilerleyen sayfaları okudukça Siyah Paltolu Adam’ın da geçmişini ve derdinin ne olduğunu öğreniyoruz. Ve aslen onun kendi intikam ve kurtuluş hikâyesini okuduğumuzu anlıyoruz. Elbette, romanın sonunda okuduklarımız bir kurtuluş mudur, bu tartışmalı bir konu.

 simsiyah3x-1

Siyah Paltolu Adam…Kitapta kilit rol bu karakterde… Karanlığı simgeliyor gibi dursa da dengeyi sağlıyor aynı zamanda. Bu karakter nasıl yaratıldı?

Simsiyah’ı yazmaya bir tesadüfle sonucu başladım. Boş bir zamanımda oyalanmak için rastgele bir mekanı, kitabın başında yer alan o birahaneyi yazıyordum. Bu mekanı, içinde herhangi bir hikaye olmaksızın, aklımda canlandığı gibi tasvir ediyordum. Yazdıklarımı okuyunca her zamankinden farklı bir üslup kullandığımı, muzip ve çok bilmiş birinin ağzıyla yazdığımı fark ettim. Kendi kendime, bu üslubu sonuna kadar devam ettirebilirsem, aynı kıvamı tutturabilirsem acayip bir roman çıkar bundan dediğimi anımsıyorum. Peki, kimdi bu muzip, çok bilmiş, kibirli kişi? Sizin, benim gibi biri olmayacağı kesindi. Aklıma hemen göksel bir varlık geldi. Lucifer, Mephisto, Azrail gibi… Bu muhteremlerin insan bedeniyle dünyaya inip aramıza karışmaları kitaplarda filmlerde onlarca kez kullanılmış, hoş bir klişedir. Ben bu motiften derhal yararlandım ama açıkçası klişesini de kırabilmek adına onu insan türüne daha yakın, zayıflıkları, pişmanlıkları ve yaşadıklarından çıkardığı acıklı dersleri olan bir varlık gibi anlatmaya çalıştım. Romanın temelinde bizim gibi küçük insanların debelenmeleri var. Siyah Paltolu Adam, bu debelenmelerden geçmiş, sırasını savmış ve şimdi bizim mücadelemize şahitlik ederken bize acıyan, bizi eleştiren biri. Bazen hepimiz böyle hissederiz. Bu anlamda, O, hayatımızda olan bitenlere karşı böyle hissettiğimiz anları simgeliyor.

Fantastik olaylar var. Bir karakterimiz ruhunu kaybediyor örneğin. Yine de insan “Ruhunu kaldırıp bir dolaba kilitleyen insanlarla dolu değil mi etrafımız?” diye soruyor da. Romanın gerçekle bağı kopmuyor yani…

Günlük hayatımızda burçlardan batıl inançlara, oradan da cinli perili hurafelere kadar uzanan bir mistisizm zaten var. Simsiyah sürprizli bir roman olsa da okuyucunun kitabın içindeki mistik öğeleri çok kolayca benimseyeceğini düşünüyorum. Hatta bana göre romanın asıl motoru gerçeğin sırtına binmiş at süren bu mistisizmdir. Kafamda tomurcuklanan kavramları, olayları, düşünceleri salt gerçeklerden faydalanarak anlatmak beni sıkıyor. Kendime örnek aldığım Borges, Dostoyevski, Marquez gibi yazarlarda bulduğum metafiziği ben de kendi hikayelerime uygulamaya çalışıyorum. Zaten bu formüllerinişe yaramaları için hem doğru kurulmaları, hem de sizin söylediğiniz gibi çevremizdeki, hayatımızdaki gerçek karakterlerde karşılıklarını bulmaları gerekiyor. Mesela, Siyah Paltolu Adam roman boyunca bir uçan halı ile yolculuk yapıyor olsaydı bu bir soru işareti yaratırdı. Hadi canım, derdik. Oysa bu adam kılıktan kılığa giriyor ve tanımadığımız herhangi biri gibi görünüp yanımızda bizimle birlikte seyahat edebiliyor. Bu olabilir işte. Vardır belki böyle varlıklar. Neden olmasın.

bulent1

“O görüntülere, çocukluğumda Bakırköy’de, gençliğimde Laleli’de gördüğüm birahaneleri ve Samatya’daki o meşhur koltuk meyhanesini ekledim.”

Ve kitabın başladığı adsız birahaneyle bitirelim… Bize biraz bu mekândan bahseder misiniz ve bu mekanı yaratılırken esinlendiğiniz bir şey oldu mu?

Cumhuriyet Kitap Eki’ndeki o güzel yazısında Berkay Üzüm, bu birahaneyi karakterler için bir bekleme salonu olarak tanımlamıştı. Bunu okuduğumda çok şaşırıp (olumlu anlamda söylüyorum) içimden, ben hiç böyle düşünmemiştim diye geçirmiştim. Romanı tasarlarken bu birahaneyi bir tür cehennem alegorisi olarak planlamıştım işin aslı. Dante’nin İnferno’su gibi. Kapıda “İçeriye girerken dışarıda bırakın bütün umudu” falan yazacaktı hatta. Ama roman ilerledikçe birahanenin öyle bir işlevi olmadı. Onun yerine Berkay Üzüm’ün altını çizdiği gibi bir bekleme salonuna dönüştü.

Bu birahane gerçekte var. Yerin altında bir pavyon. Galiba Levent taraflarında. Ben pek öyle yerlerin adamı değilimdir ama birileri bir keresinde götürmüştü beni. O seferden aklımda kalan görüntüler yazarken çok işime yaradı. O görüntülere, çocukluğumda Bakırköy’de, gençliğimde Laleli’de gördüğüm birahaneleri ve Samatya’daki o meşhur koltuk meyhanesini ekledim.

(Kasım 2016- İzmir Life)

http://utkucanakkas.com/bulent-calli-simsiyahin-temelinde-bizim-gibi-kucuk-insanlarin-debelenmeleri-var.html

Reklamlar
Bülent Çallı hakkında ()
Bülent Çallı, 1974 yılında Almanya’nın Bruchsal kentinde doğdu. 2014 yılında Snakeroot ile Downtown To Ghetto albümünü piyasaya sürdü. İlk romanı SİMSİYAH, İletişim Yayınları tarafından Temmuz 2015'te yayınlandı. "Kırmızı Gömlek" adlı hikayesi İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2016'da yer aldı. "Kötü" adlı hikayesi Fitbol Dergisi Şubat 2016 sayısında yayınlandı. Aynı hikaye 2016'da İletişim Yayınları'ndan çıkan "Al Da At Dercesine" isimli derlemede de yer aldı. Bülent Çallı ve "Simsiyah" İzmir Saint-Joseph lisesinin 2016 yılı "Okuma Günleri" etkinliğine katıldı. Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği'nin (Fabisad) geleneksel GIO ödüllerinde, "Çöp" adlı hikayesi Yayımlanmamış Öykü dalında Başarı Ödülü'ne layık görüldü. "Babamızın Vasiyeti" adlı hikayesi İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2017'de yer aldı. İkinci romanı Duman Otel, İletişim Yayınları tarafından Mart 2017'de yayımlandı.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: