En Son Yazılar

Modern Bir Faust Romanı

SONY DSC

Berkay Üzüm, Cumhuriyet Kitap Eki’nin 6 Ağustos 2015’teki sayısında romanım Simsiyah hakkında detaylı ve özenli bir yazı yazdı.

Bülent Çallı’nın ilk romanı “Simsiyah”, gölgelerde gizlenen ürpertici bir hikaye anlatıyor. İstanbul’un kültürel dokusunun sıkça göz önüne serildiği kitap, sadece yeni bir yazarı değil, bir anti-kahramanı da okurlarla buluşturuyor.

Aynı zamanda müzisyen olan Bülent Çallı, kurgusunu bir senfoni gibi düzenlediği kitapta, her şeyi gören ve herkese görünmeyen fantastik kahramanı Siyah Paltolu Adam’ın insanlarla olan ilişkisini anlatıyor. Goethe’nin kaleme aldığı, on altıncı yüzyıldan bu yana Avrupa edebiyatında adı geçen “Faust” temasını akıllara getiren yazar, bunu İstanbul’un tarihsel öğeleriyle yerelleştirmiş. Kahramanımızın Fikret’le yaptığı, bir istek karşılığında ruhun satılmasına dayalı anlaşma, kitabı bu evrensel temaya yaklaştıran ve kahramanımızın Mephistovari kimliğinin oluşmasını sağlayan yegane öğe olarak duruyor. Bu fantastik kahramanın diğer insanlarla yaptığı anlaşmaların bir nevi ticarete benzemesi, onu şeytani özelliklerinden sıyırıp günlük hayatla iç içe geçmesini sağlıyor. Faust’la ilgili eserlerde kazanan kaybeden belli, bu kitapta ise bir muğlaklık var. Bunun sebebi ise kaybedenin kaybettiğinden bir kazanım çıkarması

GÖLGE KARAKTER

“Bedelsiz mutluluk olmaz,” düşüncesini şiar edinen kitabın ana damarını, kendisini karanlıkların arkasına gizleyen Siyah Paltolu Adam’la Fikret arasındaki anlaşma oluşturuyor. Fikret, aslında Siyah Paltolu Adam gibi her yerde olsa da hiç bir yerde yokmuşçasına duran bir karakter.

Tüm dünyadan elini eteğini çekmiş olması onu da bir “gölge karaktere” dönüştürür., ta ki aşık olup bir anlaşma yapıncaya kadar. Fikret’in babası gibi gördüğü Hikmet Usta’yla ilgili okuduklarımız ise bu kutsal anlaşmayı aydınlatmakla birlikte Fikret’in ailesine dair duygusal durumunu da net bir şekilde ortaya koyuyor. Hikmet Usta dışında Fikret’i bu anlaşmaya doğrudan bağlayan iki kişi var: Mahmut Kemal ve Yasemin Alev. Mahmut kemal, dışarıdan bakıldığında eski kitapları koleksiyonuna katmak için uğraşıp didinen bir sahaf olarak görünüyor. Lakin kendisinin Siyah Paltolu Adam’a ulaşmak için kullanılan bir basamak olduğunu anlıyoruz.

Yasemin Alev ise Fikret’i anlaşmaya iten, yani aşık olduğu kişi. Diğer karakterlerin dünyasına dışarıdan gelen ve bunu fazlaca belli eden Yasemin, bu bağlamda kitabın en aykırı karakteri olarak karşımıza çıkıyor. Bu dört ana karaktere eklenecek ilk kişi, tarihi ayakkabı atölyesinin sahibi Theo Efendi. Sürekli çalışan disiplinli Theo Efendi ve başında olduğu ayakkabı atölyesinin hikayesi, aslında fetih öncesinden başlayan ve büyük İstanbul yangınlarıyla harmanlanan bir yolculuğa sahip. Tüm öyküyü aydınlığa kavuşturan noktanın kendisiyle bağlantılı olması da bu anlamda hiç şaşırtıcı durmuyor.

Öyküye daha esrarengiz bir hava katan ve Siyah Paltolu Adam’a ulaşmanın son ayağı olan Ali Şemmak, anlaşma şartlarını yerine getirmeyenlere ceza veren Cemil Usta’yla farklı bir evren oluşturuyorlar. Esasında bu, kitabın matematiksel yönünü de ortaya koyuyor. Zira neredeyse tüm karakterler ikili bir küme oluşturabiliyor. Fikret-Yasemin Alev, Hikmet Usta – Mahmut Kemal, Ali Şemmak- Cemil Usta gibi. Bunlarla birlikte, tüm olayların sonunda Fikret için bir kaçış yolu olan Meral’le hikayedeki boşlukları doldurma görevini başarıyla yerine getiren İlker’le de bir küme oluşturabiliyoruz. Elbette trajikomik bir maceraya atılan ve Siyah Paltolu Adam’a çok farklı bir yoldan ulaşmayı başaran dedektifler için de bir küme kurabiliriz. Karakterlerin zenginliği, hepsinin aynı potada eritilmesiyle kitabın bütünlüklü bir yapıya bürünmesini sağlıyor.

AYNI YERLER, FARKLI HİKAYELER

Kitap, daha geniş bir bakış açısıyla, insanoğlunun arzuladığı nesneye kısa yoldan ulaşmaya çalışmasını, bunun için tehlikeleri yok saymasını ve ortaya çıkan pişmanlıkları anlatıyor. Karanlıkta ilerleyebileceğini zannederek sonunu düşünmeyen benmerkezci bir anlayışı ortaya koyuyor. Arzularına yenik düşen ve baştan çıkarılan insanlığın panaromik bir görüntüsünü çizen Çallı her sayfada, yarattığı fantastik karakterin karanlık soluğunu okuyana hissettiriyor.

Simsiyah, arka planında Samatya, Gedikpaşa ve Beyazıt gibi tarihi mekanlara ev sahipliği yapan bir kitap. Bunu, Siyah Paltolu Adam’ın öyküsünün kaynağıyla açıklayabiliriz. Nitekim kitabın genelinde öne çıkan ve İstanbul’un fethinden önce, Tarihi Yarımada’da kurulan ayakkabı atölyesi kitabın bu mekanları işlemesini ve tarihsel dokuyu sürdürmesini zorunlu kılıyor.

Kitap, belli yerlerde İstanbul’un dünüyle bugünü arasında bağlantılar kurarak ilerliyor. Bu da o tarihi yerlerin ana mekanlar olarak kullanılmasını kolaylaştırıyor. Ayakkabı atölyesiyle birlikte hikayenin merkezinde yer alan, kitabın başında Siyah Paltolu Adam’ın tasvirleriyle tanıdığımız izbe mekan ise tarihi dokudan sıyrılıp modern hayata açılan bir kapı gibi. Alabildiğine kirli ve karanlık olan bu mekana ve müdavimlerine dair tasvirler, alt ve orta sınıfa mensup kişilerin hayatlarına keskin bir bakış atılmasını sağlıyor. Bu sosyo-ekonomik düzeyde yaşayanların zorluklarla geçen hayatları, sürekli kaybetmeye meyilli olmaları ve çare bulma ümitleri bu izbe yerin baskınlığını arttırıyor. Kaybedeceğini bile bile bir anlaşmaya girmenin sembolü olan bu yer, kitabın genel atmosferinde bir tür “bekleme salonu” işlevi görüyor.

BİR BAŞKASI OLMANIN TEHLİKELİ ÖYKÜSÜ

Kitabın başlangıcı aslında başlangıç değil, sonuç da değil; nitekim başlangıçta okuduğumuz bölüm, Siyah Paltolu Adam’ın neredeyse tüm öyküyü süzgeçten geçirdikten sonra ortaya çıkardıkları. Çallı, aynı mekanlarda farklı hikayeleri bölümler halinde anlatmış. İlerleyen sayfalarda paralel kurguya da başvuran yazar, dönemler arasında başarılı geçişler yaparak heyecanı zirvede tutan bir yapıyı tercih etmiş. Bu sayede karakterlerin -bilhassa Fikret’in- öncesi ve sonrasındaki ruh hallerini anlamamızı sağlarken kitabı Siyah Paltolu Adam’dan öncesi ve sonrası şeklinde ayırmamızı sağlıyor. Elbette bu, kitabı Siyah Paltolu Adam’dan soyutlamıyor, aksine var olan duyguyu daha da güçlendiriyor.

Bülent Çallı Simsiyah’la yepyeni bir anti-kahramanı edebiyatımıza kazandırıyor. Hikayesi her ne kadar kesin bir sonla bitse de bir devam kitabı için biçilmiş kaftan. Kitabı, Arthur Rimbaud’dan yaptığı alıntı iyi tanıtıyor aslında: “Ben, bir başkasıdır.” Simsiyah, bir başkası olmanın tehlikeli öyküsünü anlatıyor.

Berkay ÜZÜM

Reklamlar
Bülent Çallı hakkında ()
Bülent Çallı, 1974 yılında Almanya’nın Bruchsal kentinde doğdu. 2014 yılında Snakeroot ile Downtown To Ghetto albümünü piyasaya sürdü. İlk romanı SİMSİYAH, İletişim Yayınları tarafından Temmuz 2015'te yayınlandı. "Kırmızı Gömlek" adlı hikayesi İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2016'da yer aldı. "Kötü" adlı hikayesi Fitbol Dergisi Şubat 2016 sayısında yayınlandı. Aynı hikaye 2016'da İletişim Yayınları'ndan çıkan "Al Da At Dercesine" isimli derlemede de yer aldı. Bülent Çallı ve "Simsiyah" İzmir Saint-Joseph lisesinin 2016 yılı "Okuma Günleri" etkinliğine katıldı. Fantazya ve Bilimkurgu Sanatları Derneği'nin (Fabisad) geleneksel GIO ödüllerinde, "Çöp" adlı hikayesi Yayımlanmamış Öykü dalında Başarı Ödülü'ne layık görüldü. "Babamızın Vasiyeti" adlı hikayesi İletişim Yayınları'nın Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2017'de yer aldı. İkinci romanı Duman Otel, İletişim Yayınları tarafından Mart 2017'de yayımlandı.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: